MERAM’DAN SİLİVRİKAPI MEVLANA KÜLTÜR MERKEZİ’NE… (93)

Peygamberlerin çoğunun Arap yarımdasına geldiğini söylemiştiniz. Müslüman ülkelerin geri kalmış olmalarında iklim şartları etkili olmuş olabilir mi?

İklimle alakası yok. Hazreti Muhammed, Mekke’de doğdu, Medine’ye hicret etti. Onu iklim etkilemedi, ağzından bal aktı. Amcası Ebu Cehil’in ağzından da küfür aktı. İklim önemli değil, biri Allah’la, diğeri Allah’ın dışından yaşıyor. Ebu Cehil’in ilk ismi Ebu Hikmet’ti, hikmet sahibiydi, çevresindekilere yardımlar yapardı. Hazreti Muhammed’e Nebilik gelince insanları uyandırmaya başladı. O zaman Hazreti Muhammed’i kıskandı, inkar etti, karşı geldi. Ebu Cehil, (cahillerin babası) ismini aldı. Cahillerin şefaatçısı Ebu Cehil’dir. Bir de münafıklar var. Bir sürü entrika yaparlar, onun bunu canı yandı mı hoşlanırlar. Onların da şefaatçısı Ebu Leheb. O da Hazreti Muhammed’e çok ıstırap verdi. Müminin de şefaatçısı Hazreti Muhammed. Bütün Peygamberler, Veliler “bir”likçidir.
Bahçede yabani otları temizlemeden, gülün güzelliğini görmezsin; kendi haline bırakırsın, o gül de gül olmaz. Bir çıban çıkıyor, Allah’tan diyorsun ama rahatsız edince sıhhate ulaşmak için gidip ameliyat oluyorsun. Çalışmak lazım ki, İslam oyuncak haline gelmesin. Bütün Peygamberler İslam’dır. Misyonerlik devri geçti, artık insanlık devri doğdu. İnsana insanı söyleyeceksin. İnsan olursa kainata rahmettir. İkilik tohumu atanlar ne Allah katında sevilir, ne kendi Peygamberleri sever.
Hazreti Muhammed, diğer Peygamberler, Hazreti Mevlana, Veliler, onların hepsi aydın. Hazreti Mevlana diyor ki: “Beri gel beri, daha beri, daha beri, ben senim, sen bensin. Biz bir top inciyiz, bir başız, bir akılız, bu şaşılık niye? Hiç aydın aydınlıktan kaçar mı? Gel…”
Şehadet’in manasına bakacak olursak; Eşhedü en la ilahe illallah ( Şehadet ederim bütün cihan boş, ancak sensin Allah) ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu (yine şehadet ederim Allah’ım, Hazreti Muhammed gibi sana kulluk edeceğim ve topluma senden söz edeceğim.) İşte şehadetin manası budur. Şehadet getirdikten sonra insanın nefsinde yaşamaması lazım. Şehadet ağızdan çıkıp, kulaklar işitti mi, onun manasına inip manasında yaşamak lazım. Eğer Müslümanlar şehadetlerinde yaşasaydılar hiçbir zaman kötülük yapmaz, silaha sarılmazlardı. Çünkü hepsi temiz birer insan olurlardı ve hepsinin dünyada dokunulmazlığı olurdu.
Bu alem zıtlar alemidir. İnsanlar mana ehli ile beslenmeyip kal ehli ile beslendiler. Kal ehli insanlara güzel gıda veremedi, insanlar iyi eğitilmediğinden dünya maddeye yöneldi, insanlar topraklaştı. Parayı, malı, mülkü seviyorlar, bunlar gönüllere girdi. Müslüman’ın içi de, dışı da temiz olacak. Yalnız bir lafla Müslüman olunmaz. Nefsini yenmeyi başaramazsan, gece gün zikir yapıp ibadetle uğraşsan ancak kendini kandırmış olursun, Allah kanmaz.

0
0
Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir