MERAM’DAN SİLİVRİKAPI’YA HASAN DEDE SOHBETLERİ – 28

SU İNSANIN AKLINI YIKAMAZ!..🌹

Mahmut Efendi: Dede, Hazreti Mevlâna diyor ki: “Bir lâhza avamla arkadaşlık ettim, yedi gün hamamda oturduğum hâlde, o arkadaşlıktan hâsıl olan soğukluk bir türlü geçmedi.” Bizler burada ihvân sohbeti yapıyoruz; yani bu mânâda olmayan, bu inançta olmayan kimselerle dost olunduğu zaman, o kişilerin sohbetinden doğan sıkıntılar bir süre tesir ediyor. Siz bu konuda ne buyurursunuz?

Hasan Dede: Cenâb-ı Mevlâna, selâm olsun üzerine, dünya ehliyle harâretli muhabbete girdiğin zaman diyor, sen öyle bir üşüme hâline girersin ki, yedi gün hamamda yıkansan, o üşümeyi üzerinizden atamazsınız. Bir inançlı insan var, bir de inançsız insan var. İnanç dediğimiz zaman; bir kişi kalkar beş vakit namazını kılar, orucunu tutar, malı mülkü varsa zekâtını verir, parası varsa Hac vazîfesini yapar, fakat ondan sonra gerisini Allah bilir, der. Bir de tasavvufa göre inanç vardır, o da şudur; bir ân dahî nefsine düşmemek, dünyayı gönlüne koymamak, Allah’ı kendi dışında bilmemek. Bir kişi bu şekilde yola çıkarsa, o zaman o boşlukta değildir ve kiminle konuşursa konuşsun, Mevlâna’nın buyurduğu gibi, yarım ağızla konuşur ve başkalarının sözleri onun gönlüne işlemez. İşte o zaman o kişiye soğuma gelmez. Dünya ehliyle muhabbete girdiğin zaman, yine Mevlâna’nın dediği gibi, yedi gün hamama girsen yıkansan da temizlenemezsin. Neden? Çünkü su senin ancak dış kısmını yıkar ama aklını yıkayamaz. Pekâlâ nasıl temizlenirsin? 

İşte yine Hazreti Mevlâna şöyle buyuruyor: 

“Beni gönlüne koyarsan, ben senin gönlünü temizlerim.” 

Bizler diyelim Hazreti Mevlâna’yı gönlümüze koyduk, Melâmîye’de olanlar Nûr Muhammed’i gönlüne koydu, Rıfaîye’de olanlar Seyyid Ahmet Rıfaî Hazretlerini gönlüne koydu, Nakşîye’de olanlar Nakşîbendî Hazretlerini gönlüne koydu. Peki ne demektir bu? Bu zâtların hepsi Hazreti Muhammed’de fânîdirler, kendilerini onda yok etmişlerdir. Kalabalık görünürler ama hepsi birdirler. Gönlüne Pîrini koyarsan ve öyle yola çıkarsan, sen Hazreti Muhammed’i gönlüne koymuşsun demektir. Sen artık ne yaparsan yap kirlenmezsin. Ama gönlünde yoksa Pîrin ve onun vasıtasyla Hazreti Muhammed, sen gece gün namaz kıl, Kur’ân oku, aklın dünyada oldukça hiçbir yere varamazsın, sıkıntılardan da kurtulamazsın.

Kâinatın nûru Hazreti Muhammed Efendimizin, Ehlibeyt Efendilerimizin, yüce Pîrimiz Hüdâvendigâr Mevlâna’mızın, Pîrân Efendilerimizin selâmları, feyizleri ve güzel keremleri, bizleri sevenlerin ve bizleri izleyenlerin üzerine olsun. Allah, sizleri hep güzel günlerde yaşatsın. Sevgiler, Allah’a emânet olun. Huu…


DİKKATLİ OL YAKMAYASIN…

Seyyid Ahmed Rıfaî Hazretleri, selam olsun üzerine, hayattayken fırıncılık yapardı.

Bir gün fırının başında otururken, geçiyor kendinden. 

Evliyâlar öyle pek uyumazlar, otururken diz üstü, hafifçe geçerler kendilerinden.

Seyyid Ahmed Rıfaî Hazretleri de geçince kendinden, bir mânâ tecellî ediyor. Fatma annemiz geliyor fırına.

“Selamün aleyküm ya Seyyid” diyor.

Hemen kalkıyor Seyyid Ahmed Rıfaî Hazretleri, “Ve aleyküm selam ya ciğerpâre Fatma” diyor.

Fatma annemiz elindeki ekmeği göstererek, “Bu ekmeği Hasan’la Hüseyin’e yaptım, fırında pişirmen için getirdim, ama dikkatli ol yakmayasın” diyor.

“Saddak” diyor, “ya Fatma.” Alıyor ekmeği, mânâda, koyuyor fırına.

Rüya içinde rüya… Mânâda da geçiyor kendinden Seyyid Ahmed Rıfaî, ekmek kül oluyor fırının içinde.

Fatma annemiz geliyor, bakıyor ki ekmekler yanmış, Seyyid’e çıkışıyor.

“Sen böyle mi Hazreti Peygambere, ceddine saygıda bulunuyorsun? Bilmiyor musun Hasan’la Hüseyin o ekmekle karınlarını doyuracaklar. Bak onları ekmeksiz bıraktın.”

“Ya Fatma” diyor Seyyid Ahmed Rıfaî, “ben Resûlallah’la tefekkürdeydim, onunla muhabbet ediyordum. O esnada ekmekler yanmış. Eğer sözlerim hakikat değil ise, beni bu ateş yaksın.” 

Ve hemen açıyor fırının kapısını, “Allaahh!..” diye bağırıyor ve atıyor kendini fırına.

İyi ama, o kendini ateşe atar atmaz, fırındaki ateş gül bahçesi hâlini alıyor.

Şimdi, Seyyid Ahmed Rıfaî Hazretleri der, selam olsun üzerine, “Zor duruma düşmeden burhan yapmayın. Üç gün aç kalmışsınız, çıkaramamışsınız rızkınızı; üç günün sonunda bir burhan yapın, ya rızık gelir, ya sizi huzuruna alır Allah.”

Seyyid Ahmed Rıfaî Hazretleri de böyle saygıdeğer bir kişiliğe sahiptir.

MERAM’DAN SİLİVRİKAPI MEVLANA KÜLTÜR MERKEZİ’NE… (171)

Hazreti Peygamber Efendimizin biz sözü vardır: “Namazı terkedenin İslam’dan nasibi yoktur.” Bununla ilgili bize ne söylemek istersiniz Hasan Dede?

Eskiden büyüklerimiz namaz kılmaya gidiyorum demezlerdi, huzura çıkmaya gidiyorum derlerdi. Kimin huzuruna çıkıyorlardı? Hazreti Muhammed’in… Namaz kılmak, kabullenmektir, “Seni kendime mihrab kıldım” demektir. Huzurda duran kişinin gönlünde Hazreti Muhammed Efendimiz yok ise, onun kıldığı namaz boş sayılır. Peygamber Efendimizin bu sözü söylemesindeki sebep hakikatte bu idi. Bir namaz var, bir de namazın namazı var, o da aşıkların namazıdır. Bakın Hazreti Mevlana, “Mihrabı dost cemali olan kimse için, yüz çeşit namaz, yüz çeşit rüku ve secde vardır” der. Bu konuda Cenab-ı Hakk: “Ne yana dönerseniz Allah oradadır” buyurmuştur. Hazreti Resulullah da: “Namaz müminin miracıdır” buyurmuştur.

“Ey Meryem! Rabbine divan dur, secde et ve O’nun huzurunda rüku edenlerle beraber rüku et.” (Al-i İmran, 43)

“Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tesbih edenler inanırlar.” (Secde, 15)

Hazreti Peygamber Efendimiz, sadece Müslüman olanların Peygamberi değildir. O, hakikatte bütün alemin Peygamberidir. O, Rahmetellil Alemin’dir. Bundan dolayı bizler hangi milletten olurlarsa olsunlar hiç kimseyi ayrı görmeyiz. Bizde ikiliğe hiç yer yoktur. Fakat malesef bugün Tekbir getirerek kardeş kardeşi öldürmektedirler. Bunlara Müslüman diyebilirler, çünkü şehadet getirmiş ama İslam olmamış. Barışçı değil, kavgacı… İslam olmak ne demektir? Muhammed’leşmek demektir.

“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.” (Rum, 22)

Ben her zaman şunu derim: İnsanın ölümsüzlüğe yola çıkabilmesi için kendisine bir ölümsüzü bende etmesi lazımdır. Misal olarak, başta Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmed Rıfai, Hoca Ahmet Yesevi gibi bütün evliyalar, Hazreti Muhammed Efendimizin manevi kardeşleridirler. Kim bu Evliyalardan birine bağlanırsa, Hazreti Muhammed Efendimizin büyüklüğünü, güzelliklerini ve gerçek kimliğini onlardan öğrenirler. Şimdi Abdülkadir Geylani ve Seyyid Ahmet Rufai Hazretleri aynı devirde yaşamışlardır ama bu zamanda kendi cemaatleri vasıtasıyla zikredilmektedirler. Onlar zikredildikçe Hazreti Muhammed Efendimiz de zikredilmektedir. Hazreti Mevlana da bundan 800 sene önce yaşamış olmasına rağmen O da bugün hala sevenleriyle zikredilmektedir ve zikredilecektir.

İşte bu yüzden bizler ölümsüzleri kendimize dost edindik ki, onlarla birlikte dünya durdukça yaşayalım ve onları yaşatalım.

Hazreti Mevlana diyor Kİ: “Benim bir manevi evladım, bana münacatta bulunursa ben onun yedi sülalesine şefaatçi olurum.” Çünkü şefaat Hazreti Muhammed’e aittir, bizler de O’nun bendesiyiz.

“O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.” (Ta Ha, 109)

“Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.” (Meryem, 87)

Bizler sizleri bu manevi sohbetlerle devamlı irşad etmekteyiz. İrşad ne demektir? Sizi size söylüyoruz. İnsanın ne kadar mukaddes bir varlık olduğunu, Allah’ın katında ne kadar güzel bir kimliğe sahip olduğunu anlatıyoruz. Hakikatte insan, Allah’ın temsilcisidir; paranın pulun temsilcisi değildir. O Allah, güneşle dile gelmedi; o Allah, ayla yıldızlarla dile gelmedi; o Allah hayvanatta dile gelmedi; ancak insan sıfatıyla dile geldi. Bu nedenle, Hazreti Muhammed’i sevmek Allah’ı sevmektir, Hazreti Ali’yi sevmek Allah’ı sevmektir, Piran Efendilerimizi sevmek Allah’ı sevmektir. Piran Efendilerimiz belki kalabalık görünürler ama hakikatte hepsi birdirler. Bakın Şems Hazretleri şöyle buyurur: “Üzümler gibi hepimiz bağda kalabalık görünürüz ama tavada hepimiz biriz. Sayı ortadan kalkar, pekmez oluruz.”

 

MERAM’DAN SİLİVRİKAPI MEVLANA KÜLTÜR MERKEZİ’NE… (115)

Hazreti Mevlana diyor ki: “Bir lahza avamla arkadaşlık ettim, yedi gün hamamda oturduğum halde, o arkadaşlıktan hasıl olan soğukluk bir türlü geçmedi.” Bizler sizin ihvan sohbetlerinizde bulunuyoruz ve ruhen arınıyor, ferahlıyoruz; fakat aynı manada olmayan, aynı inançta olmayan kimselerle dost olunduğu zaman, o kişilerin sohbetinden doğan sıkıntılar bir süre tesir ediyor. Siz bu konuda ne buyurursunuz?

Cenab-ı Mevlana, selam olsun üzerine, dünya ehliyle hararetli muhabbete girdiğin zaman diyor, sen öyle bir üşüme haline girersin ki, yedi gün hamamda yıkansan, o üşümeyi üzerinizden atamazsınız. Bir inançlı insan var, bir de inançsız insan var. İnanç dediğimiz zaman; bir kişi kalkar beş vakit namazını kılar, orucunu tutar, malı mülkü varsa zekatını verir, parası varsa Hac vazifesini yapar, fakat ondan sonra gerisini Allah bilir, der. Bir de tasavvufa göre inanç vardır, o da şudur; bir an dahi nefsine düşmemek, dünyayı gönlüne koymamak, Allah’ı kendi dışında bilmemek. Bir kişi bu şekilde yola çıkarsa, o zaman o boşlukta değildir ve kiminle konuşursa konuşsun, Mevlana’nın buyurduğu gibi, yarım ağızla konuşur ve başkalarının sözleri onun gönlüne işlemez. İşte o zaman o kişiye soğuma gelmez. Dünya ehliyle muhabbete girdiğin zaman, yine Mevlana’nın dediği gibi, yedi gün hamama girsen yıkansan da temizlenemezsin. Neden? Çünkü su senin ancak dış kısmını yıkar ama aklını yıkayamaz. Pekala nasıl temizlenirsin?

İşte yine Hazreti Mevlana şöyle buyuruyor: “Beni gönlüne koyarsan, ben senin gönlünü temizlerim.”

Bizler diyelim Hazreti Mevlana’yı gönlümüze koyduk, Melamiye’de olanlar Nur Muhammed’i gönlüne koydu, Rifaiye’de olanlar Seyyid Ahmet Rifai Hazretlerini gönlüne koydu, Nakşiye’de olanlar Nakşibendi Hazretlerini gönlüne koydu. Peki ne demektir bu? Bu zatların hepsi Hazreti Muhammed’de fanidirler, kendilerini onda yok etmişlerdir. Kalabalık görünürler ama hepsi birdirler. Gönlüne Pirini koyarsan ve öyle yola çıkarsan, sen Hazreti Muhammed’i gönlüne koymuşsun demektir. Sen artık ne yaparsan yap kirlenmezsin. Ama gönlünde yoksa Pirin ve onun vasıtasıyla Hazreti Muhammed, sen gece gün namaz kıl, Kur’an oku, aklın dünyada oldukça hiçbir yere varamazsın, sıkıntılardan da kurtulamazsın.