Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 12

Yaşarken kıymetini bilsinler diye yarattı Hakk seni…

Sevgili canlar,

Düşündüm bu âlemde vardır hikmetler,

İnsanlar bir fayda bulsunlar diye.

Yaratıldı nice nice âlemler,

Görüp de bir ibret alsınlar diye.

Yarattı insanı bir de ruh verdi,

Her biri birine iyi göründü,

Onsekizbin âlem insanda sırlandı,

İnsanlar o sırra ersinler diye.

Sevgili canlar,

Resûller yarattı kendi nurundan,

Nice velîler geldi Hakk’ın sırrından,

Âdem’i yarattı balçıktan nurdan,

İlim, irfân verdi bilsinler diye.

İyiler verdi zâlim de verdi,

Nice peygamberler peşpeşe geldi,

Çıktı Muhammed miraca erdi,

Bin küsûr yıllar geçince uçsunlar diye.

Hasan, daim Hakk’ı Hakk bildi,

Nice canlar Hakk’tı kâfir sayıldı,

Dünya yedi kere ıssız kılındı,

Yaşarken kıymetini bilsinler diye…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 11

Allah’ın meydanına gelmek dilersen, 

nefsi, hırsı yenen gelsin meydana…

Sevgili canlar,

İnsan mısın sen ey insanoğlu?

İnsanlığını bilen gelsin Hakk meydanına.

İnsan olmak için çok emek gerek,

Allah yolunda emek veren gelsin meydana.

İnsan olmak nasıldır bilir misin?

Hakikate gel desem gelir misin?

İnsan sıfatında hayvan nefsini yener misin?

Nefsini, hırsını yenen gelsin meydana.

İnsanoğlu yüklenmiş nefs yükünü,

Hiç düşünmez ki nereden geldiğini,

Âni karar ile verir hükmünü,

Sabrı bol olanlar gelsin meydana.

İnsanların nakışı hak, doğruluktur,

Gittiğin yol yanlış ise dur,

Bir söyle iki duy,

Üçte kulak ver,

İstidâdın varsa gel gir bu meydana.

Hasan sen yolculara nasîhat edersin,

Sabırla nefslerini yenmek dilersin,

Eğer Hakk uğruna başını verisen,

Başını Hakk’a veren gelsin meydana…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 10

Dünya kurulduğundan beri çok seferler ettim, yine seferdeyim.

Seferleri bırakıp, herkesin anladığı dilden söz edeyim…

Ben bir kere geldim,

Bir daha gelmem ey dostlar.

Bu dünyaya temizlendi özüm,

Bulaşmam gaflet ve belâya.

Şahım Ali’m,

Aşk ile bağlandım ol Hüdâ’ya,

Artık göndermez katlanırım her cefâya.

Şahım Ali’m seni kendimde bulurum,

Girerim semâya,

Şahım Ali’m ile donattım, 

Bağlandım Muhammed Mustafa’ya,

Nereye baksam gönlüm düşer hep sevdâya,

Şahlar Şahı Ali’m,

Aşkınla yaktın nurunla doldurdun,

Saldın Mevlâ’ya…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 8

Pîrim Muhammed Mevlâna’ma, onun kimliğine sesleniş…

Cihan sultanı Mevlâna’m,

Öyle pınarsın ki,

İçtikçe kanılmaz.

Öyle ganîsin ki,

Rahmetin sayılmaz.

Öyle güzelsin ki,

Nuruna doyulmaz.

Öyle ateşsin ki,

Yanına varılmaz.

Öyle rahmansın ki,

Verdiğine bakmaz.

Aşkını verirsin ki,

Kimse doyamaz.

Öyle yücesin ki,

Âlemler taşmaz.

Bir kalb vermişsin ki,

Sensiz asla olmaz.

Öyle kudretsin ki,

Târif edilmez.

Öyle seversin ki,

Yanmadan olmaz.

Öyle kül olmuş ki,

Sevenin artık yanmaz.

Ruhunu almışsın ki,

Bedeni hiç duymaz…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 7

Gönülden sesleniş…

Tanrı buyurdu, dedi, gör beni,

Çok şükür Tanrımla başbaşa kaldım…

Açtı kollarını sar, dedi beni,

Dedim senin kolların ne güzelmiş,

Bilmeyenler zaten kör, dedi bana…

Dönüp dedim Tanrı’ya,

Dedim yerde misin sen?

Gökte misin?..

Meğer bilmeyene bir perde imişsin,

Hem aşikâr hem gizli imişsin,

Gir bir saf gönüle gör, dedi beni…

Şükür her zerrede görürüm seni,

Yüzbin yıllar ettin bana bir ânı,

Giydirdin sırtıma bir insan libâsı,

Eğer tam sevdiysen Yâr, dedi bana…

Zaten vücud senin, ânda duran da sensin,

Bakıp gözlerimden gören de sensin,

Düşünce varlığımı veren de sensin,

Sapma, bir kararda dur, dedi bana…

Dedim benim gülüm senin gülündür,

Dedim senin yolun benim yolumdur,

Dedim Hasan kulun senin kulundur,

Öyleyse aç gözünü gör, dedi beni…

Her zerremle sendeyim,

Ben senim sen de ben…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 6

Sevgili canlar…

Bilir misiniz biz kimiz?

Ezelden ebede adımız dillerde,

İki cihan nuru,

Muhammed Mustafa’nın,

Makâmını bilenleriz.

Bilir misiniz biz kimiz?

Vîrân olan illerde,

O sonsuz güzelin cemâli âlemlerde,

Hakk’ı bulanlardanız.

Bilir misiniz biz kimiz?

Yaşlar dolu gözlerde,

Aşıkları her yerde,

Gönülde gezenleriz.

Aşık Hasan söyler biz kimiz?

Lütfû Muhammed’de,

Feyzi Mevlâna’da,

Ali’yi bilenleriz…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 2

Sevgili canlar…

Bir ulu dergâhta açtım gözümü,

Pîrim tanıttı bir himmetle özümü,

Verdi dersini dinletti bana sözünü,

Güvendi taşımam için,

Bana yükledi Hakk’ın yükünü.

Lîsan-ı Hakk verdi açtı dilimi,

Gerçeği ile gösterdi,

Cenab-ı Muhammed’in ilmini,

Yolunda olduğum aşikârdı,

Açtı fikrimi,

Gördüm cemâlinde,

Ali Keremullah’ın vechini.

Aslına uymak gerekti Haydâr-ı Kerrâr’ın,

Erkânı özüydü Muhammed Mustafa’nın,

Mânevî makâmında oniki imamın,

Gerçeği ile pençe-i Ali Abâ’nın.

Evliyâ yücesi bir tane canım,

Pîrim hocam benim Yüce Mevlâna’m,

Aşık Hasan her dem senin mihmânın,

Yaşadığım müddetçe,

Ruhumdaki Yüce Mevlâna’m tek mimârım…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 1

Sultanıma gönülden sesleniş…

İçtim Kevser’i,

Gül şarabını elinden,

Tadını unutamam,

Gitmez asla dilimden,

Aşkını tattırdın Hakk için meyinden.

Gönlüm söyler,

Can söyler,

Canân söyler,

Şahım Ali’mden.

Ben anlamam,

Âlem nasıl anlar hâlimden,

Bu gönül dolunca,

Aşkın en güzelinden,

Duramam, yanar sinem,

Senin gözlerinden.

Gönlüm söyler,

Can söyler,

Canân söyler,

Şahım Ali’mden.

Yâr eli ettin,

Kuş gibi saldın elinden,

Yoruldum nasîb,

Durağım oldu gül dalından,

Bir âlem-i gerçek verildi kâmilinden.

Gönlüm söyler,

Can söyler,

Canân söyler,

Şahım Ali’mden.

Yarattığın cihana,

Nefsim doymuş ezelden,

Kaldım cihanda,

Bir cisim ile bir beden,

Sevdiğine sensin,

Hakkını ikrâm eden.

Gönlüm söyler,

Can söyler,

Canân söyler,

Şahım Ali’mden…