Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 32

Mevlâna…

Horasan’dan göç eyleyip,

Geldin Mevlâna Mevlâna.

Tatlı kelâmlar söyleyip,

Güldün Mevlâna Mevlâna.

Baban ile düştün yola,

Beraberce çektin çile,

Bir zamanlar elden ele,

Geldin Mevlâna Mevlâna.

En son Konya’ya yerleştin,

Er olan er ile birleştin,

Hakk yolunda sen pîrleştin,

Baldın Mevlâna Mevlâna.

Dâim dilde Hakk’ı andın,

Rebab çaldın semâ döndün,

Hakk’a aşık olup yandın,

Soldun Mevlâna Mevlâna.

İstemedin dünya sözü,

Bir zaman çok çektin yası,

Kalplerdeki kiri pası,

Sildin Mevlâna Mevlâna.

Verdiğine şükrederek,

Hakk’ı buldun zikrederek,

Her işleri fikrederek,

Bildin Mevlâna Mevlâna…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 31

Mevlâna’dan yana…

Zaman ellerimizin içinde bir kuş,

Çırpınan, uçan bir kuş.

Uzun, büyük yıllar var aramızda,

Sen içimizde, sen esen rüzgârda,

Sen bir neyin nağmelerinde,

Biz kendimizi kaybedercesine dönerken,

Seni sevmek, senin olmak,

Sende kaybolmak tek emelimiz,

Yâ Hazreti Mevlâna, delicesine… <3

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 30

Sevgili canlar…

Muhtaç olduğumuz ihtiyaçları,

Artık birer birer bulmak gerekir.

Hudutsuz ilmin önünde eğilip,

Her yönünden bilgi almak gerekir.

İlmi çok okuyup çok düşünmeli,

İnsanlar azminde çok güçlü olmalı,

İlmin her yönünden nasîb almak gerekir.

Bu Dede ne diyor dinle bakalım,

Biz de dünyaya bir ışık yakalım,

Sade aklımıza bunu takalım,

Her yönünden bilgi almak gerekir…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 29

Cihan sultanım, kâinat nurum,

Şahlar Şahım yâ Ali…

Sevenlerine kıblesin,

Muma ışık, alevsin,

Bir bitmez hikâyesin,

Söyle de söyle…

Sen âb-ı hayatsın,

Sen şekere tatsın,

Sen Allah’ın sırlarını bilensin,

Sen her zaman gülen,

Söyle de söyle…

Şahlar Şahı Ali’m,

Gam sana gerek değil,

Öfkeli yürek değil,

Al eline rebabı,

Bırak kavgayı dövüşü,

İmanına hamdolsun,

Gönlümüz neşe dolsun,

Söyle de söyle,

Şahım Ali’m… <3

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 28

Nurlar nuru, iki cihan sultanı Mevlâna’m…

Bir can varsa candan içre,

Nurlar nuru o sensin Mevlâna’m.

Bir ten varsa tenden ateş,

O sensin Mevlâna’m.

Bir ruh varsa ruhtan özge,

O sensin yüce Mevlâna’m.

Bir aşk varsa aşktan efsun,

O sensin yüce Mevlâna’m.

Candan içre canım yoluna kurban,

Yüce Mevlâna’m.

Tenden ateş tenim şevkinde yandı,

İki cihan sultanı Mevlâna’m.

Ruhtan özge ruhum sana her an hasret,

Yüce sultanım Mevlâna’m.

Aşktan üstün aşkın kana boyandı,

Yüce Mevlâna’m…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 27

Pîrime, Hüdâvendigâr Mevlâna’ma canı gönülden sesleniş…

Merim Mevlâna’m,

Aşkımın ateşiyle tutuşmuş sanki ,

Türbende yanan kandillerin.

Ruhunda aradığını bulan ruhum,

Semâ ediyor şimdi çepeçevre,

Sonsuz güzelliğinde derin.

Ey Rûmî! 

Ben sen olalı, çılgınlığım sustu,

Ey Rûmî! Merim Mevlâna’m!

Ben sen olalı, kuzey güney,

Güney de kuzey oldu,

Kutub diğer Kutbu yarattı.

Yüce Pîrim Mevlâna’m,

Ahenksizlik akordlarda eridi,

Söyle, denizin atan nabzı kıyısında,

Dalgalanmayan tek körfez kaldı mı,

senin aşkından…

Söyle, senin yanında nanlamı olmayan,

tek bir söz kaldı mı…

Yüce Mevlâna’m, biricik sevgilim,

Senin aşkında raksetmeyen adım mı var…

Ey Rûmî! Yüce Mevlâna’m!

Bu semâ çemberinin ortası benim,

tâ ki ben sen olalı…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 26

Sevgili canlar…

Şu güneş neyin ki ey koca dünya,

Işığını senden bir an çekmiyor.

O mu sana sen mi ona aşıksın,

Hiç kimse bu sırrı bilmiyor.

Her hâl onun ziyâsıyla berabersin,

Nice şeyler doğurmadan bellisin,

O nereli ya sen hangi elinsin,

Hiç kimse bu gizli sırrı bilmiyor.

Ateşiyle ısıtır dört bir yanını,

Fazla deyip çıkarmaz dumanını,

Kime sorduysam yaş zamanını,

Hiç kimse bu gizli sırrı bilmiyor.

Dede der ki, cisim misin nur musun,

Yâhut nurdan elbiseye bürünen misin,

Sen aslında onun ile bir misin

Hiç kimse bu gizli sırrı bilmiyor…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 25

Sevgili canlar…

Şu yeri göğü yaratan,

Bir insanın kalbindedir.

Bütün varlığı vareden,

Bir insanın kalbindedir.

İnsan o kim Hakk’a yürür,

Hakk’tan alır Hakk’a verir,

Semazenin kol açışı gibi,

Ondan gayri nerede görür,

Bir insanın kalbindedir.

İnsanın kalbinde Allah var,

Neye baksa O’dur billâh,

Dede’nin sevdiği ol Şah,

Bir insanın kalbindedir…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 24

Sevgili canlar…

Gelin sürelim demleri,

Allah diyelim Allah,

Defedelim gamları,

Allah diyelim Allah…

Senden benden geçelim,

Aşka uyalım her daim,

Hakk’ı bulalım kaim,

Allah diyelim Allah…

Bu nutkumu dinleyin,

Aşk ile yanıp inleyin,

Hep birlikte söyleyin,

Allah diyelim Allah…

Dinsize uymayalım,

Sözünü duymayalım,

Aklımıza koymayalım,

Allah diyelim Allah…

Allah’a kul olalım,

Ona makbûl olalım,

Allah ile Hakk olalım,

Allah diyelim Allah…

Mısrâlarda Mânâ Okyanusu – 23

Cihan güzelim, sultanlar sultanı, nur Muhammed Mevlâna’m…

Senin yüzün ancak mânâda açılır,

Âyânda dünya yüzünde,

O yüz açılmış olsa,

Dünya tümüyle sana secdeye kapanır.

Cihan güzelim,

Muhammed Mevlâna’m…

Mânâ âleminde Hakk divânında,

Gül yüzlüme bir nazâr kıldım,

Güzelliğinde gönlüm yok oldu gitti,

İçtim aşk bâdesini aldı beni benden,

Mest oldum hâlden hâle girdim gitti.

Cihan güzelim,

Nurum Muhammed Mevlâna’m…

Bir kez baktı güldü yüzüme,

Nurdan bütün varlık doldu özüme,

Can kulağımı verdim sonsuz güzelime,

Her sözü bana bal oldu gitti.

Cihan sevgilim,

Muhammed Mevlâna’m…

Bir baktın düşündüm kendi kendime,

Aynen boyanmışım sevgilimin rengine,

Sular çağlar, akar gider enginlere,

Coştu aşkımın bendi birden sel oldu gitti.

Yârimin cefâsı her dem bana hoş gelir,

Sevincimden iki gözümden yaş gelir,

Aşkın hâlini ancak aşıklar bilir,

Ah dostlar,

Sevgilimin dikeni bana gül oldu gitti.

Aşık Hasan şükür sonsuz sevgilisine kavuştu,

Hakikatte Hakk’ın dârına düşmüştü,

Bundan evvel aynı baldan yemişti,

Bunu çözmeye kalkınca aklım kül oldu gitti…