Peygamberimiz Hazreti Muhammed Efendimiz, bir hadisinde diyor ki; “Ahiret ehline dünya haramdır ve dünya ehline ahiret haramdır. Tanrı ehline ise hem dünya hem de ahiret haramdır.” Şems Hazretleri de buyuruyor ki; “Mevlana, Tanrı’ya aşık bir kişidir. Hem bu dünyayı hem de ahireti unutmuştur. Mevlana, Tanrı aşkıyla sarhoştur, fakat aşkta uyanık değildir. Ben ise sarhoşum, ama aynı zamanda uyanığım da. Ben sarhoş olsam da uyanıklığımı kaybetmem. Dünyanın haddine mi bana perde olsun, veya benden saklansın!” Şems Hazretleri bu sözleriyle sizce ne anlatmak istiyor Hasan Dede?
Şimdi burda Şems-i Tebrizi Hazretleri, selam olsun üzerine, şunu dile getirmek istiyor. Hazreti Mevlana’nın, selam olsun üzerine, her zerresi aşktan sarhoştu ve tamamen teslimiyetteydi. Ne dünya ile ne de ahiret ile bir pazarı vardı. Onun pazarı tamamen Allah ileydi. Hazreti Mevlana patlamaya hazır bir volkan gibiydi ve bu patlamayı yapacak bir kıvılcım bekliyordu. İşte Hazreti Şems, Mevlana’nın kıvılcımı oldu. Cenab-ı Mevlana, Hazreti Şems’in ateşinde öyle bir parladı ki, hem Şems yandı hem de bütün dünya onun muhabbet ateşinin nuruyla aydınlandı.
Bundan şunu anlamamız lazım, yine Hazreti Mevlana‘nın tabiriyle: “Aşka biraz akıl girerse aşk tamam değildir.”
Hazreti Şems şöyle buyurur der ki; “Ben Mevlana’yı bir sefer irşad ettim. O beni sayısız sefer irşad etti.” Bu da şöyle zuhur etmiştir. Hazreti Mevlana, devamlı Feriduddin-i Attari’nin kitabını okuyordu ve elinden hiç düşürmüyordu. Bir gün Hazreti Şems, onun kitabını elinden aldı, suya attı ve Cenab-ı Mevlana’ya şöyle seslendi; “Sen neden hala başkalarının kitaplarını okuyorsun? Sen bundan böyle kendi eserlerini yazacaksın.” Hazreti Mevlana kitabın suya düşmesinden çok üzüldü. Şems Mevlana’nın bu üzüntüsünü görünce dayanamadı ve uzandı kitabı tekrar sudan çıkardı, kitap hiç ıslanmamıştı, kupkuruydu. Hazreti Şems gösterdiği bu keramet üzerine yine Mevlana’ya şöyle buyurdu; “Aradığın o yüce varlık sensin, ne diye hala başka yerlerde arıyorsun.” Cenab-ı Mevlana bunu duyunca kendinden geçti ve işte o anda parladı ve onun bu parlamasından onbinlerce beyit meydana geldi.

