FÎHİ MÂ-FÎH’DEN SOHBETLER – 40

Küfrün de, İmanın da Ötesinde Bir Âlem Var…

“Fakat sevgi son dereceye vardı mı, 

Dostluk, baştan başa düşmanlık olur.” 

Mevlâna buyurdu ki: Düşmanlık dünyası, dostluk dünyasına göre dardır; çünkü düşmanlık dünyasından kaçarlar da dostluk dünyasına ulaşırlar. Dostluk dünyası da dostluk dünyasını, düşmanlık dünyasını var eden dünyaya göre dardır. Dostluk, düşmanlık, küfür, iman, ikiliğe sebep olur. O âlemse küfrün de ötesindedir, îmanın da… Dostluğun da ötesindedir, düşmanlığın da. Dostluk, ikiliğe sebep oluyor ya, bir âlem var ki orda ikilik yok; tüm birlik o âlem. İnsan oraya vardı mı, dostluktan da çıkar, düşmanlıktan da. Oraya ikilik sığmaz çünkü. İnsan oraya varır da ikilikten çıkar ya; önceden bulunduğu ikilik âlemi, yâni aşk âlemi, dostluk âlemi, şimdi göçtüğü bu âleme göre aşağıdır; bu yüzden o âlemi istemez artık; o âleme düşman kesilir. 

Hani Mansûr, Tanrı’ya aşkı son haddine varınca kendine düşman kesildi, kendini yok etti gitti. Ben Tanrı’yım dedi; yâni ben yok oldum. Tanrı kaldı ancak. Bu söz, gönül alçaklığının son derecesidir, kulluğun sonudur. Yâni o vardır ancak. 

Dâvâya kalkışmak, ululanmak, ona derler ki sen Tanrı’sın, ben kulum dersin de kendi varlığını da ortaya korsun; bu ikiliktir. Odur Tanrı dersen yine ikilik çıkar bu sözden; çünkü ben olmadıkça O’nun olmasına imkân yoktur. Şu hâlde ben Tanrı’yım sözünü Tanrı söyledi; çünkü ondan başka bir varlık kalmamıştı; Mansûr yok olmuştu; o söz, Tanrı’nın sözüydü. 

Hayal âlemi de düşünceler, duyulan şeyler âlemine karşı daha geniştir. Çünkü bütün düşünülen şeyler, hayalden doğar. Fakat hayal âlemi de hayalin kendisinden var olduğu âleme göre dardır. Sözle bu kadar anlaşılır; yoksa anlamın gerçekliğini sözde anlatmaya imkân yoktur; sözle anlaşılmaz o.

Rubaî:

“Bana şarap sun, çoktan beri ben senin güzelliğinin mahmuruyum. Ben eski bir hırkaya bürünmüşüm, ama senin gerçek dostun değil miyim? 

Şu anda mahmurum, sen bana uy! Benim dediğimi yap! Mest olup kendimden geçtikten sonra zaten senin emrindeyim, senin dilediğini yaparım. 

Sen şimdi ‘Ene’l-Hakk’ kadehini doldur! Mansûr şarabından sun! Şu zamanda Mansûr gibi ben senin darağacının altındayım.”

00

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.