FÎHİ MÂ-FÎH’DEN SOHBETLER – 35

Şükretmek Panzehirdir…

Şükretmek avlanmaktır, nimeti bağlamaktır. Şükür sesini duydun mu nimetin çoğalmasına hazırlan. 

“Tanrı bir kulu sevdi mi sınar, belâlara uğratır.”

Sabrederse onu seçer, şükrederse de akrânı arasında seçkin bir hâle getirir onu. Kimi kullar vardır, kahrı yüzünden şükrederler. Tanrı’ya; kimi kullar da vardır, lütfu yüzünden şükrederler Tanrı’ya; bunların her biri de hayırlıdır; çünkü şükretmek panzehirdir; kahrı lütfa döndürür. Akıllı, olgun, o kişiye derler ki gizli açık, cefâya şükreder; öylesine bir kişidir o ki Tanrı, seçmiştir onu, maksadı öç almak bile olsa şükürle maksadına ulaşmayı hızlaştırır; çünkü apaçık şikâyetlenmek, içteki şikâyeti azaltmaktır. 

Esenlik ona, Peygamber, “Ben çok güle güle öldüren kişiyim” dedi. Yâni, cefâ eden gülüşüm, onu öldürüştür sanki. Gülüşten maksat, şikâyet yerine şükretmektir.

Şükretmek, nimet memesini emmektir. Meme dolu olsa bile emmezsen süt gelmez. 

Birisi, şükretmemenin sebebi nedir, şükretmeye engel olan ne? diye sordu. 

Şeyh buyurdu ki: Şükre engel olan, ham umut beslemedir. Elde ettiğinden daha çoğunu ummuştu; o ham umut, çok isteğe bağlamıştı onu. Gönlüne koyduğundan daha azını elde etmesi, şükre engel oldu. Onun, kendindeki ayıptan, kendindeki kusurdan da haberi yoktu, ayıptan, kusurdan uzak gördüğü kişideki ayıptan, kusurdan da haberi yoktu. Hâsılı ham umut gütmek, ham meyve yemeye, pişmemiş ekmek yemeye, çiğ et yemeye benzer; elbette bir hastalık belirtir, insanı şükretmekten alıkor. İnsanın, zarar veren bir şey yediğini anlayınca kusması gerek. Ulu Tanrı, onu kusturmak, o bozuk sanıdan kurtarmak için hikmetinden, onu şükretmemeye uğratmıştır ki o tek sayrılık, yüz sayrılık olmasın.

“Dönsünler, vazgeçsinler diye onları iyiliklere, kötülüklere uğrattık.”

Yâni, onları, ummadıkları yerlerden rızklandırdık; bu rızklar, gizli âlemden gelir; gözleri, Tanrı’nın ortakları gibi görünen sebepleri görür, o sebeplerle örtülür. 

Hani Hoca talebesine meyve yeme der. Talebe yer; hoca talebeyi falakaya tutar. Şimdi, meyve yedim de tabanlarıma zarar verdi dersen bu söz doğru olmaz. Kim dilini, Tanrı’ya şirk koşmadan korursa Tanrı da onun canını şirkten korur; işte bu da, buna dayanır.

Az, Tanrı’nın katında çoktur. Hamdle şükür arasındaki fark şudur. Bir nimete şükredersin de meselâ, filânın güzelliğine, yiğitliğine şükrettin diyemezsin; hamd, şükre göre daha geneldir.

Beyit:

“Bülbül gülün kulağına eğildi de birşeyler söyledi. Gizlice ona; ‘Şükret, Allah’ın lütfu, ihsânı asla bizden eksilmesin’ dedi.”

00

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.